1- OYUNCU ŞİDDETİ: Normal ve hastalıklı olmayan şiddet şekli. Yıkım amaçlamayan, nefret taşımayan, daha çok hüner gösterme çabası. İlkel kabilelerdeki savaş oyunları, Zen Budistlerin kılıçla dövüş sanatı vb. Yanlışlıkla biri ölse bile bu " Yanlış yerde duran" rakibin hatası sayılıyor.
2- TEPKİSEL ŞİDDET: Kişinin, kendisinin veya başkalarının yaşamını, özgürlüğünü, onurunu, mülkiyetini başkalarından korumak için başvurduğu şiddet. Bunun temeli KORKUda yatmaktadır. Korku, gerçek de olabilir, hayali de; bilinçli de olabilir, bilinçsiz de. Bu tür şiddet, ölümün değil, yaşamın hizmetindedir. Amacı yok etmek değil, korunmaktır.
Tepkisel şiddetin bir yanı da ENGELLENMENİN YARATTIĞI ŞİDDETtir. Bir istek, bir ihtiyaç engellendiği zaman hayvan veya insanlarda saldırgan davranışlar görülebilir. Kemiği ağzından alınan köpek, istediği oyuncak alınmayan çocuk, sevgilisine varamayan yetişkin, şiddet gösterebilir.
İmrenme ve kıskançlık da düşmanlık yaratabilir, sözle veya bedensel saldırıyı doğurabilir.
Ülkemizde, kardeşler, sevgililer, karı-koca, kiracı-evsahibi vb. arasında sonu cinayete varan örnekler vardır. HABİL ile KABİL arasındaki öyküyü de çoğumuz biliriz.
Tepkisel şiddetin bir türü de KİNCİ ŞİDDETİ dir. Küçük düşürülen ve hırpalanan insanlar, bunu onarabilmek için " göze göz, dişe diş" e göre intikam alabilirler.
Kinci şiddetin bir örneği de özellikle bir çocuğun yaşamında çok sık görülen inancın yıkılmasından kaynaklanan şiddettir. Çocuk, iyiliğe, sevgiye, adalete yönelik inançla yaşamaya başlar. Çocuk, annesinin her zaman onu koruyacağına, bakacağına ve hep doğruyu söylediğine inanır. Anı inanç babaya, diğer büyüklere, öğretmenlere ve tanrıya da duyulur. Aile içinde söylenen yalanlar, saldırganlıklar, ikiyüzlü davranışlar büyüklerine olan inancı yıkar. Çok sevdiği bir arkadaşının veya kuşunun ölümü, adil olarak bildiği tanrıya inancını sarsabilir. Yetişkinlerde ise, sevgilinin, siyasi bir liderin ihaneti onları güvensiz ve kuşkucu yapar. Güç, para peşinde koşar ve başkalarını ezmeye çalışabilir.
3- DENGELEYİCİ ŞİDDET: Güçsüz bir insanda üretkenliğin yerine konan şiddet. YARATMAYAN İNSAN, YOK ETMEK İSTER.
Bir canlı üzerinde tam ve mutlak bir kontrol sahibi olma itkisi vardır. Sadizmin özü, bu itkidir. Sadizmde temel güdü, başkalarına acı çektirmek değildir. Temel dürtü, başkaları üzerinde tam egemenlik kurma, onu iradesinin nesnesi yapma, onun tanrısı olma, ona canının istediğini yapma dürtüsüdür. Amacı, canlı bir varlığı, cansız bir nesneye dönüştürmektir. ROMA ARENASI bir sadizm anıtıdır.
Dengeleyici şiddetin tek çaresi, yaratıcı potansiyelin üretkence kullanılmasını sağlamaktır.
4- ARKAİK (İLKEL - KANASUSAMIŞLIK) ŞİDDET: Doğayla arasındaki bağla henüz çevrili insanın kana susamışlığı, yaşamı aşmanın bir yolu, öldürme tutkusu. Azteklerin tanrılara verdiği insan kurbanlar, kan davaları, kurban geleneği vb.
|